30 Haziran 2017 Cuma


Gülmen-Özakça dosyasında "sehven" tartışması

Polis de savcı da mahkeme de önceden bilmiş

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

KHK ile ihraç edildikleri mesleklerine geri dönebilmek için açlık grevine başlayan ve tutuklanarak konuldukları cezaevinde eylemlerini sürdüren akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile ilgili yargı sürecinden gariplikler çıktı. Gülmen ve Özakça'nın 23 Mayıs'ta mesai saatinden sonra tutuklanmalarına rağmen, henüz tutuklama kararı verilmeden başka suçtan yargılandıkları mahkemenin "başka suçtan tutuklu sanıklar" ifadesini tutanağa geçirdiği anlaşıldı. Mahkeme, bu durumu "sehven" yazıldı diye açıklamasına rağmen, müzekkereleri ce bu şekilde hazırladı. Söz konusu davanın resmen 23 Mayıs'ta açılmış olmasına rağmen Ankara Emniyeti'nden 2 gün önce gelen yazıda, davanın esas numarasının yer aldığı da anlaşıldı. Gülmen ve Özakça, bu dava gerekçe gösterilerek 2 gün sonra tutuklandı.


13 Şubat 2017 Pazartesi


YÜZLEŞME/GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

Ölü bombacı aranıyor!

Türk Dil Kurumu'na göre "iltisak" "kavuşma, bitişme, birleşme" anlamlarına geliyor.
Kim kiminle kavuşuyor belirsiz ama TDK'nın sitesine göre milyonlarca kez anlamı sorulan sözcük için günlük arama rakamı binleri bulmuş.
KHK'da ise şöyle geçiyor:
"..Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen..."
"Olduğunun değerlendirilmesi" oldukça geniş bir çerçeve.
Kanıt varsa mensubiyet değerlendirmesi kolay.
"İltisak veya irtibatın" içini doldurmak ise niyet işi.

* * *

3 Ocak 2017 Salı



Feci namussuz bir şey: Linç

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

Tanıl Bora ve Levent Cantek tarafından derlenen, İletişim'den çıkan "Vur Ulan Vur!-Linç Öyküleri" kitabını okurken, linçle somut olarak nerede tanıştığımı düşündüm.
"Provokasyon" sözcüğünün içi benim açımdan ilk olarak Hayata Dönüş katliamından hemen önce dolmuştu.
2000 yılında, Türkiye, en sıcak yazlarından birini geçiriyordu.
Cezaevlerinde, F tipi cezaevlerinin açılmasını önlemek için açlık grevi ve ölüm oruçları gerçekleştiriliyor, mahkumlar adım adım ölüm sınırına yaklaşıyordu.
Günlerdir gergin bir bekleyiş içinde olan mahkum aileleri Kızılay'daydı.
Maksatları Adalet Bakanlığı'na yürümek, taleplerini iletmek ve olası bir operasyonu engellemekti.
Ortam gergin, çok gergindi.
Daha bir gün önce İstanbul'da polis aracına saldırı olmuş, 2 polis yaşamını yitirmişti.
Polislerin cenazesinde onlarca polis silahlarını havaya kaldırarak yürümüş, kendi müdürlerini "elimizi rahat bırak" diyerek protesto etmiş, sloganlar atmıştı.
Her şey ama her şey alışılmadıktı.

1 Ocak 2017 Pazar

YÜZLEŞME/GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

İyi bir yıl ve "parrhesia"

Ankara, kar altında "temiz" gözüküyor.
Cinayetlerin, saldırıların, bombaların kirlettiği caddelerin üzeri kar.
Haber bültenlerinde "Ankara'nın yüksek kesimleri" diye özetlenen semtlerin birinde, düşmemek için lastik izlerinden yürüyor insanlar.
Çocuk annesine soruyor, elini sıkı sıkıya tutmuş.
"Ne dileyelim yeni yıldan anne."
"Dilemeyelim" diyor annesi, "ne zaman bir şey dilesem, daha kötü geçti yıl."
Anlamıyor çocuk elbette.
Annesi biraz pişman tutamadığı için kendisini:
"Dileyelim, hadi bir şey dileyelim."

13 Aralık 2016 Salı



YÜZLEŞME/GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

"Aynı gökyüzü, aynı keder"

İstanbul'da birkaç gün önce, çocuğuna hasret bir anne toprağa verildi.
Asiye Karakoç, 1995'ten bu yana sürdürdüğü adalet mücadelesinin sonucunu göremeden hayata veda etti.
Tıpkı, oğlunun işkencede öldürüldüğü TBMM raporuyla kanıtlanmasına rağmen ne kemiklerini ne de katillerini göremeden yaşama veda eden Berfo Kırbayır gibi.
Çocukları geldiğinde yolu bulabilsin diye taşınmayan, tanısın diye evini boyatmayan, içeri giremez diye kapıyı kilitlemeyen diğer anneler gibi.
O annelerin cenazesinde olduğu gibi Asiye Karakoç'un cenazesinde de yıllardır her Cumartesi, Galatasaray Lisesi'nin önünde buluşan aileler vardı.

* * *

6 Aralık 2016 Salı


YÜZLEŞME/GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

Taşkent'ten Aladağ'a

Bu ülkenin kız çocukları, ya çocuk yaşta evlenmek ya da okuyabilmek için bir karanlık yurt binasının mutfağında, öflez bir ışığın gölgesinde bulaşık yıkamak zorundadır.
Erkek çocukları, daha adım atmaya başlar başlamaz öğretilmiş bir erkekliğin gölgesinde, erkenden evlendirilmez ve hayatta kalabilirse düşünebilirler okumayı.

* * *

17 Mart 2016 Perşembe



Çorum'dan tartışma yaratacak karar

Travmayı yaratan taciz değil basındır

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara

Çorum Ağır Ceza Mahkemesi'nce, dini eğitim ve burs almak için vakfa gelen E.Y.'ye cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 4 yıl 8 ay hapse mahkum edilen Ensar Vakfı Eski Şube Başkanı Z. İ. hakkındaki kararın gerekçesinde tartışma yaratacak ifadeler yer aldı. E.Y.'nin "beden ve ruh sağlığının bozulduğuna" yönelik Adli Tıp Raporu'na rağmen Z.İ.'nin 15 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılmasına yol açacak "nitelikli cinsel istismar" maddesini uygulamayan ve cezada "iyi hal" indirimi yapan mahkeme, "Kızın beden ve ruh sağlığının istismar nedeniyle mi yoksa ulusal basından çıkan haberlerden dolayı mı bozulduğu konusunda şüphe vardır. Şüpheden sanık yararlanır" ifadelerini kullandı. Mahkeme, kararla birlikte Z.İ.'nin tahliyesini de kararlaştırdı.
Çorum'da büyük yankı uyandıran dava, 15 yaşından küçük olan E.Y.'nin Z.İ.'nin cinsel istismarına maruz kaldığı gerekçesiyle, ailelerinin şikayetçi olması ile başladı. Genç kızın ifadeleri, vakfa gidip gelen diğer öğrencilerin de tanık sıfatıyla benzer beyanlarda bulunması, Z.İ.'nin tutuklanmasına yol açtı. Adli Tıp ve Ankara Tıp Fakültesi ise genç kız ile E.Y. ile birlikte şikayetçi olan arkadayı E.G.'nin, uğradıkları cinsel istismar nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulduğu yönünde rapor hazırladı.