10 Şubat 2014 Pazartesi

Hata yaptığını kabul etmeyen valiye yanıt savcılıktan geldi

"Marjinal Dilan" için takipsizlik

Molotof değil sirke

Gazdan korunmak için taşımak suç değil

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geçtiğimiz yıl 1 Mayıs'ta Taksim'de başından gaz kapsülü ile vurulan, Vali Hüseyin Avni Mutlu'nun "marjinal" olarak nitelediği Dilan Alp ve Alp ile birlikte haklarında soruşturma açılan çocuklar için takipsizlik kararı verdi. Kararda, olaylar sırasında valilik ve emniyetin iddialarının aksine Alp'in elinde motolotof kokteyli değil sirke olduğu, yanındaki bezi de gazdan korunmak için taşıdığı vurgulandı. Böylece gazdan korunmak için bu tip eşyalar taşınmasının da suç oluşturmadığını kayıt altına alan savcılık, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Alp'ten "marjinal" diye söz etmesi nedeniyle hatalı bulduğu, ancak hatasını kabul etmeyerek "vali olarak sahiplenme, acıma hissiyatı kamuoyuyla paylaşılmıştır. Elinde molotof kokteyline benzer cisim görülmektedir" yanıtını veren Mutlu'nun tezlerini de açığa düşürdü. İçişleri Bakanlığı'nın Kamu Denetçiliği Kurumu'na yaptığı, kurumun yapısını işlevsiz kılacak nitelikteki, bu tip kararların kolluk güçlerine karşı açılan davalarda kamu aleyhine dayanak oluşturabileceği uyarısı da etkisiz kaldı.



Soruşturma sonlandı

İstanbul Başsavcılığı'nın kararına konu olaylar geçen yıl Taksim'de yaşandı. İstanbul'da, valiliğin 1 Mayıs kutlamalarının Taksim'de yapılmasına izin vermemesi nedeniyle yaşanan olaylarda lise öğrencisi Dilan Alp, gaz kapsülüyle başından vuruldu. Tarlabaşı'ndaki müdahale sırasında ağır biçimde yaralanan Dilan, kafatasında kırıklar oluşması üzerine hemen ameliyata alındı ve günlerce yaşama tutunma mücadelesi verdi. Olayın ardından özellikle İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun, “Dilan'ın örgüt üyesi olduğu, marjinal grup üyesi olduğu, poliste kayıtlarının bulunduğu ve 1 Mayıs'taki çatışma içinde olduğu”na yönelik açıklamaları tepki çekti.

Gündem Çocuk Derneği ise Kamu Denetçiliği Kurumu'na İstanbul Valiliği aleyhine başvuruda bulundu. KDK, konuyla ilgili kararında 1 Mayıs'ta yaşananlar için "orantısız kolluk müdahalesi" nitelemesi yaptı. kararda, Kararda, bu müdahale sırasında atılan biber gazı kartuşunun isabet etmesi sonucu yaşı küçük Dilan Alp'ın yaralanmasında hatalı davranıldığının İçişleri Bakanlığı'nca kabul edilmesi gerektiği ifade edildi. Kolluğa aralıksız eğitim verilmesi gerektiğinin anlatıldığı kararda, İstanbul Valisi Mutlu'nun Dilap Alp'le ilgili basın açıklamasında AİHS'ye, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ne, Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne, anayasa ve Basın Kanunu'na aykırı davrandığı, masumiyet karinesi, kimliğin açıklanmaması, hiçbir çocuğun onur ve itibarına haksız olarak saldırıda bulunamayacağı ilkelerine aykırı hareket ederek hatalı davrandığını kabul etmesi gerektiği vurgulandı. İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği'ne de tebliğ edilen karardaki öneri ve uyarıların uygulanabilir olmadığının düşünülmesi halinde bunun 30 gün içinde KDK'ya bildirilmesi gerektiği belirtildi.

Bakanlıktan sert yanıt

İçişleri Bakanlığı da bu hakkını kullanarak, karardaki önerilerin uygulanabilir olmadığı konusunda yanıt gönderdi. Yanıt yazısında, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun varlık nedenini bile tartışmaya açan ifadeler kullanılarak, "Yetkili mercilerin karar verdiği bir konuda hukuken kabul edilebilir sebeplere dayanmadığı değerlendirilen bir tavsiye kararına uyularak işlem tesis edilmesi mümkün görülmemektedir. Yargı kararıyla suç olarak nitelendirilmemişken, kamu görevlisinin hatalı davrandığı yönünde karar alınmasının anayasayla korunmuş kişilik haklarına aykırı sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir. Kamu Başdenetçisi kararının, özellikle kolluk ile ilgili açılmış ceza ve tazminat davalarında da kamu kurumları aleyhine delil ve dayanak olarak kullanılabileceği gözönünde bulundurulduğunda, masumiyet karinesinin korunması daha da önem kazanmaktadır" denildi.

"Kızımız" dedim ya

Mutlu ise yanıtında, 1 Mayıs'ta yapılan müdahaleyi savundu. Mutlu, kolluk güçlerini "haklarında yargı kararı olmadığı" gerekçesiyle savunurken, Dilan Alp için tahminleri yeterli saydı. Mutlu, hiçbir somut kanıt olmamasına rağmen, görüntülerde Alp'in elinde molotof kokteyline benzer bir cismin görüldüğünü, Dilan ve arkadaşlarının slogan attığını, polise taş attığını, Taksim'ı çıkmak isteyenlerin masumca ve hukuka uygun hareket ettiklerinin düşünülemeyeceğini vurguladı.
Dilan Alp isminin kamuoyuna ilk kez kendisini tarafından duyurulmadığını, sosyal medyada defalarca ilan edildiğini kaydeden Mutlu, Dilan Alp'in, "marjinal" grup içinde hareket etmesi nedeniyle kendisi için "marjinal" ifadesini kullandığını kaydederken, bunun doğru bir tanımlama olduğunu vurguladı. Mutlu, "Kendisi hakkında Dilan kızımız ifadesini kullanmış, bir genç kız çocğunun hatalı tutumlarına rağmen, bir vali olarak sahiplenme, acıma ve keşke bu olaylarda olmasaydı hissiyatı da kamuoyuyla paylaşılmıştır. Kızımızın ifadesi, gençleri sahiplenen, hukuk dışılığı değil, iyiliği düşünen bir düşüncenin tezahürüdür" dedi.

Molotof değil sirke

Kararda, olayda birbirini tanımayan çocuklar Dilan Alp, Aydan Ezgi Şalcı, Ömer Kaya, Ümmet Koluman ve Ali Ülgü'nün isminin geçtiği, İstanbul Valiliği'nin yayalaştırma projesi nedeniyle 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasına izin vermediği, buna rağmen Taksim'e çıkmak isteyen gruplarla polis arasında olayların yaşandığı belirtildi. Kararda, söz konusu çocuklarla ilgili Emniyet Müdürlüğü'nden gönderilen fotoğrafların bazılarında Dilan Alp'in bulunmadığı, Alp'in bulunduğu fotoğrafların ise yaralanmasına ilişkin olduğu kaydedildi.
Diğer fotoğrafların incelenmesi sonunda Alp'in elinde suç içerecek eşya bulunmadığının anlaşıldığı, yasadışı örgüt toplantısına ilişkin delilin olmadığı, elindeki eşyanın molotof kokteyli değil pet şişe içinde bulunan sirke olduğu, polisin kullandığı gaz bombasının etkisinden kurtulmak için bulundurduğu, bez parçasını da yüzünü kapatmak için değil, gazın etkisinden kurtulmak için taşıdığı vurgulandı.
Kararda, söz konusu çocuklarğın taş, molotof, sair eşya attıklarına dair hiçbir somut kanıt bulunmadığı, katıldıkları toplantının da zaten yasal olduğu, polisin uyarısına uymadıklarını gösteren delil olmadığı kaydedildi. Bu nedenle Alp ve diğer çocuklar için takipsizlik kararı verildiği ifade edildi.

8 sanığa beraat

İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesi de olaylardan sonra hakkında dava açılan 8 kişi hakkında beraat kararı verdi. Kararda, sanıklar hakkında sunulan görüntü kayıtlarında yüz hatlarının belli olmadığı ve bu sanıkların suçlanamayacağı vurgulandı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme