23 Aralık 2015 Çarşamba


YÜZLEŞME/GÖKÇER TAHİNCİOĞLU

JİTEM, nakil hukuk ve Tahir Elçi

Öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin vaktinin büyük bölümü nasıl geçiyordu biliyor musunuz?
Bir gün Ankara'ya gelip JİTEM davasını takip ediyor, oradan Eskişehir'e gidip oradaki JİTEM davasını izliyor, oradan İzmir'e gidip bir başka davaya giriyor, kalan vaktinde Diyarbakır'da nasılsa kalmış davaları takip ediyordu.
Elçi gibi bir grup yürekli avukat ve sivil toplum örgütü temsilcisi de o kentten o kente, hiçbir güvenlik önlemi de bulunmadan sürükleniyor.
Bunların nedeni bir süredir sistematik uygulanan davaların nakli yöntemi.
O kentin güvenli olmadığı gerekçesiyle davaların nakledilmesi.
Davanın nakledildiği kentlerde yaşanmış olaylara ilişkin davaların ise başka kentlere gönderilmesi.
Ali İsmail Korkmaz davasının Eskişehir yerine Kayseri, Abdullah Cömert davasının Hatay yerine Balıkesir'de görülmesi gibi.
Yargı, 1990'lı yıllarda işlenen suçlara ilişkin davaları zamanaşımı sürelerinin dolmasına günler kala açtı.
Bunun görülebilen iki nedeni vardı.
Birincisi, davaların zamanaşımına girmesi ile şüphelilerinin aklanması arasında tercih kullanılması.
İkincisi, yargının içindeki güç savaşları.
Devlet aklı çalkantılı dönemden sonra devreye girince, davalar önce nakledilmeye sonra da beraatle sonuçlandırılmaya başlandı.
CHP'li Sezgin Tanrıkulu'nun verdiği kanun teklifi, hukukçuların isyanı elbette duyulmadı.
Bakın yıllar süren emekler sonunda açılabilen davalarda neler yaşandı:



* * *

Silopi’ye bağlı Görümlü beldesinde 6 kişi, 14 Haziran 1993’te gözaltına alındı. Onlardan bir daha haber alınamadı.
Dava 20 yıl sonra, zamanaşımı süresinin dolmasına 3 gün kala açıldı.
Sanıklar, emekli Tuğgeneral Mete Sayar dahil olmak üzere o dönem görev yapan 6 subaydı.
İlk duruşmadan sonra dava Şırnak'tan Ankara'ya alındı.
O dönem askerlik yapmış isimler davada tanıktı.
Kimi 6 köylünün nizamiyede dövüldüğünü anlattı, kimi sürüklendiğini, kimi köylülere ateş edildiğini.
Mahkeme, tüm taleplere rağmen soruşturmayı genişletmedi.
Sayar ve diğer sanıklar, Temmuz 2015'te beraat etti.

* * *

Derik'te önce Mehmet Erek kayboldu ortadan.
Sonra Mazıdağı'nda bir cenaze bulunduğunu duyunca, Mehmet Erek olabileceği düşüncesiyle arabaya atlayıp giden Ahmet ve Ramazan Erek.
Birkaç gün sonra üçünün cesetleri bir yolun kenarında bulundu.
Derik'te 1992-94 arasında 13 kişi kaybedildi.
Dava 20 yıl sonra açılıverdi.
Mardin yargıya göre güvenli değildi, Çorum'a nakledildi.
Karardan hemen sonra terfi ettirilen Musa Çitil'in yargılandığı dava beraatle bitti.

* * *

Van'ın Çaldıran ilçesinde 2009'da yakalanan iki PKK'lı ve onların kaçırdığı kişiyi öldürme emrini vermekle suçlanan emekli Albay Vecihi Halil İyigün ile 17 kişinin yargılandığı dava, ne hikmetse İyigün hakkında "yasadışı telefon dinleme" talimatı verdiği iddialarının gündeme gelmesinden hemen sonra açıldı.
Duruşmalar Van'da başladı ve dava güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya taşındı.
Taraf avukatlarının keşif yapılması talebi dikkate bile alınmadı.
Dava, 15 gün önce beraatle sonuçlandı.

* * *

Cizre'de işlenen 21 faili meçhul cinayetle ilgili dava da Eskişehir'e alındı.
Dönemin İlçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz ve korucular dahil bütün sanıkların beraati kararlaştırıldı.
Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında beyaz Torosları da "Ülkemizde otomobillerde en çok kullanılan rengin beyaz olduğu yolunda istatistik mevcuttur. Ayrıca suç tarihi itibarıyla ülkemizde ve özellikle kırsal bölgede en çok kullanılan araç da ifadelerde bahsi geçen araçtır" gerekçesiyle akladı.
O arabalar istatistikten ibaret sayıldı.

* * *

Yüksekova'ya bağlı Aşağı Ölçek Köyü'nde çoban Nezir Tekçi, 19 Nisan 1995'te gözaltına alındı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Dava uzun yıllar sonra açıldı ve Hakkari'den Eskişehir'e alındı.
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, iki emekli askerin yargılandığı davada suçu sabit görmedi ve beraatlerini kararlaştırdı.

* * *

1993’te Diyarbakır Lice ilçesinde dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın dahil 16 kişinin öldürülmesi ve Lice’nin yakılmasıyla ilgili dava önce Eskişehir’e, ardından İzmir’e nakledildi.
Nakilden hemen sonra iki sanıktan birinin Singapur'da yaşamını yitirdiği belgesi geldi.
Tahir Elçi yükseltti sesini, "Mahkemenin her üyesini red ediyoruz. Sizinle bu yargılamayı kabul etmiyoruz. Siz bu davada taraf tuttunuz. Sizi sevmiyoruz da artık. Tunay Yanadağ ölmüş. Öldüğüne de inanmıyorum. DNA testi yapılmasını istiyorum. Bizzat bana işkence yapan kişidir. Mahkeme suç işlemiştir" dedi.
Diğer sanık Eşref Hatipoğlu, duruşmaya bile beklenmedi. Ara celsede alındı ifadesi.

* * *

Diyarbakır Kulp'ta 1993'te 11 köylünün öldürülmesiyle ilgili dönemin Bolu 2. Komando Tugay Komutanı'nın da aralarında olduğu sanıklar hakkında dava açıldı.
Dava Ankara'ya alındı.
Bolu'dan bölgede görevli personelin listesini istedi mahkeme.
Gelen yanıtta, 1999'daki Düzce depreminde, kalorifer borularının patlaması sonucu arşivin su altında kaldığı aktarıldı.
En önemli evraklar artık "bulunamazdı."
Muş Vartinis'de yakılan evlerinin içinde ölen ölen ailenin davası Kırıkkale'ye nakledildi.
Yazar Musa Anter'in öldürülmesine ilişkin dava Ankara'ya...
Dilde meşruiyet kazanmış "90'lar karanlığı" ifadesi bile yetmiyor yargıya.
Büyük bir karanlık aklanıyor tane tane, farklı yöntemlerle.
Bir avuç insan da sürükleniyor bir umutla, oradan oraya.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme