14 Temmuz 2013 Pazar

Ahh kardeşlik, şimdi bilmem sazın kimde...




Ahh kardeşlik, şimdi bilmem sazın kimde

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU
gokcer.tahincioglu@milliyet.com.tr

Kızılay'da, Ankara'nın neredeyse yarısının katıldığı eylemde, o bankacının, memurun, işçinin yerine öldürülen Ethem Sarısülük'ün ağabeyi Mustafa Sarısülük haykırıyor 140 karakterle:
"Ahh kardeşlik. Dün gibi aklımda evdeki her şeyi arkadaşlarına dağıtışın.. Şimdi bilmem sazın kimde, kıyafetlerini kimler aldı?"

Kuğulu'da günlerdir mumlar yanıyor.
Daha önce biri yaktığında diğerinin üflediği mumların durmadan yanması için birbirlerine mesaj bırakıyor mumlara sahip çıkanlar.



Haykırıyor ağabeyi, öyle insanın bir anda anlayıvermesini sağlayan cümlelerle:
"Bir resimlerin, bir de kitapların var. Duruyorlar öylece. Annem salona giremiyor. Geçen gün İkrar'ı sen sanmış. İkinci kez baktığında anlamış. Çığlıklarla, gözyaşlarıyla anlamış onun sen olmadığını. Ahh kardeşlik. Özlettin kendini."

Parkın kuğuları döndü.
Parkı derleyip toplayan, gelenleri ağırlayan, biraz olsun sinirlenene sükunet tavsiye eden, Gezi Parkı'ndan bu yana parktan ayrılmayan ve "kuğular geri döndüğünde gideceğiz" diyen misafirleri ise aynı gün ayrıldı parktan.
Şimdi sadece o duvarın dibinde, Ethem Sarısülük için yanan mumlar var.
Bardaklarda muhafaza edilip, birbirine emanet bırakılan.

Bir süre sonra belli ki o mumlar da akşamları yakılmamaya başlayacak.
Babasının deyimiyle, "Yokluğuyla iz bırakan" Ethem Sarısülük'ün ismi, şehrin meydanlarında, parklarında, kuytu bir köşebaşında, Bestekar'da, anlamı baştan başa değişen Tunalı Hilmi'ye çıkan sokaklarda yaşayacak.
Bazen içli bir nefesle, bazen nasıl ıslandığı anlaşılmayan gözlerle.

Çocukların, aşıkların, yalnızlıkların parkı Kuğulu da Tunalı Hilmi gibi bir başka dilin, bir başka iklimin, bir başka anlayışın meydanı artık.

Birileri, "kamu malına zarar" duyarlılıkları, herkesi "ne darbesi arkadaş" demek zorunda bırakan hassaslıkları, bütün iktidarlar gibi karşıda duranı "teröristlikle" suçlayan bakışlarıyla aynı dili konuşadursun, 19 yaşında sokak ortasında dövülerek öldürülenler, yanıbaşında gözü çıkanlar, 26 yaşında alnından vurulanlar için kalplerine derin çizikler atanların daha fazla "anlayan" bir dili var artık.
İktidar denilen zehirden uzaklaştıkça artan paylaşımın güzelliğini bilen, ağlayıp, çığlık atabilen, gülüp geçebilen, güldürmek ve ezberi bozmak isteyen bir başka lisan.

Kuğulu'da Sarısülük için yanan mumlar sönmedi günlerce.
O mumlar her yandığında, "darbe, lobi, taş, durak" fısıltılarından sıyrılıp, "herkes için adalet, barış, ekmek, eşitlik" ışıkları yükseldi karanlıktan.
Büyük kalabalık, sandıklarının aksine onlar için de barış, onlar için de adalet, onlar için de eşitlik ve huzur diledi. Bu ülke artık yangın yeri olmasın istedi. Ağaca sarıldı, kuşları sevdi, korka korka ve korkmadan günleri devirdi.
Mazlumluğu bilenler için anlamak her zaman mümkün.

Aynı dili konuşmasa da bazen bir işaretle anlaşabilir insanlar.
Bazen karanlıkla.
Bazen bir parkın duvarının dibindeki mumla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme