26 Haziran 2013 Çarşamba


Kardeşim Ethem...















Hiç karşılaşmadık seninle.
Ama kardeşimsin..

Şimdi, yüzüme vurup duran o suçluluğun nedenini de biliyorum.
Hiç karşılaşmadık ama seni tanıyorum.



Ulucanlar'da, nefes alacak bir parça daha yer istediği için öldürülen, günlerce bedenleri adli tıpta bekletilen, anne ve babalarının, tanınmaz hale getirilmelerinden dolayı teşhis edemedikleri o çocuklardan tanıyorum.  O küçücük morgta, boylu boyunca yatıyordunuz, gördüm seni.

Hayata Dönüş katliamından çok değil birkaç ay önce otobüs dolusu marşlar söyleyen, hücrelere girmeyeceklerini haykıran ve bedenlerini açlığa yatıran, üzerlerine binlerce gaz bombası atılan, ölen, bedenlerini yitiren o çocuklardan.

Daha ben lisedeyken gözaltında öldürülen, yıllarca yaza yaza yorulduğumuz Birtan Altınbaş'tan...

Küçücük kanlı yeleğindeki sıralı kurşun izleri saklanıp, küçük ve hevesli yüzündeki tüyler, "terörist bıyığı" sayılan Uğur Kaymaz'dan biliyorum seni.

Jandarma gölgesinde söylenen mezarlık ağıtlarından, yasaklı mezarların üzerine eğilmiş söğüt dallarından.

Sigarayı upuzun çekip, asılan oğlunun kıyafetleriyle gömülmesine isyan ettiği için cezaevine nasıl konulduğunu anlatan o annenin yakarışından.
Yol kenarına atılıp, cesedi bile ailesinden saklanan Hasan Ocak'tan tanıyorum.
Kantin borcunu ödemek için kaçağa gitmiş Roboskili çocuklardan, Veli Saçılık'ın Burdur'da bıraktığı kolundan, gözaltına alınan oğlunun öldüğünü 20 yıl sonra dosyadan bulan o anadan, başından çıkartılan fişek adli emanetten kaçırılan Masum Mızrak'tan, fotoğraflarda kalmış bakışlardan, hiçbirini tanımadan yaşamlarını ezbere bilmek zorunda kaldığım bütün o çocuklardan biliyorum.
Tanığıyım, baktıkça utandığım o gözlerini tanıyorum.

Kardeşim öldürüldüğünde, "şimdi katilini bulmasak sen bilerek bulmadılar dersin" diyen o ağızdan, karşısında insan değil düşman gören ve kocaman hatıralar biriktirdiğimiz bu memleketi sırf başka yerde duruyor diye daha çok sevdiğini zanneden o adamlardan biliyorum seni.

O yüzden belki, ne zaman baksam kederli oturduğun o fotoğrafa, utanıp eğiyorum başımı.
Öldüğün için suçluyuz, affet.
Hiç tanışmadık, adını bile yeni öğrendim, bilmiyorsun benimkini.

Üzerine koca koca laflar ediliyor şimdi, taşlar, barikatlar, kalkanlar, kurşunlar.
Birbirine karışıyor gerçekler, yalanlar.
Gereği var mı bütün bunların onu da bilmiyorum.
Hem ne fark eder, hangi iktidar, hangi dünya, hangi haklılık 26 yaş eder ki.
Tanışmadık ama kardeşimsin, sevdalarını bile bilip de kendilerini hiç görmediğim kardeşlerim ve o çok özlediğim kardeşim gibi.







6 yorum:

  1. Eline sağlık Gökçer.

    YanıtlayınSil
  2. Sende hepimizin kardeşisin Gökçer Abi...

    YanıtlayınSil
  3. öyle güzel yazmışsınız ki...elleriniz dert görmesin...

    YanıtlayınSil
  4. Ananın, babanın, abinin, kardeşinin, sevdiğinin yanında olsaydın da biz seni hiç tanımasaydık Ethem....

    yüreğine sağlık Gökçer yoldaş...

    YanıtlayınSil