26 Haziran 2013 Çarşamba

O dava böyle açılırsa polise ceza verilmeyecek

Cinayetin tanıkları "örgüt operasyonunda" gözaltına alındı

Medya çekmese, cinayet faili meçhul kalacaktı

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU Ankara


Taksim Gezi Parkı protestolarının Ankara ayağında yaşamını yitiren Ethem Sarısülük'ü vuran polisin mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakılmasının ardından çarpıcı bir bilgi daha açığa çıktı. Sarısülük'ü tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk eden savcılığın, sevk maddesinin polis için ceza öngörmediği anlaşıldı. Buna göre, tutuksuz yargılanacak olan çevik kuvvet polisi Ahmet Ş. hakkında bu maddeden dava açılırsa, suçlu bulunsa bile ceza verilmeyecek. Soruşturmada bir skandal daha açığa çıktı. Polisin, olaydan yarım saat sonra Sarısülük'e ateş edenin Ahmet Ş. olduğunu belirlediği ancak görüntüler açığa çıkıp savcılık el koyana kadar bu durumu savcılığa bildirmediği anlaşıldı. Bu durum, görüntülerin açığa çıkmaması halinde cinayetin faili meçhul kalacağını ortaya koyarken, olay yeri incelemesinin neden 6 gün sonra yapıldığına da açıklık getirdi.



O maddeden ceza yok

Sarısülük'ü vuran polisin serbest bırakılmasının ardından gözler, polisin tutuksuz olarak yargılanacağı dava sürecine çevrildi. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Veli Dalgalı'nın tutuklamaya sevk yazısındaki görüşleri doğrultusunda bir yargılama yapılması halinde Çevik Kuvvet polisi Ahmet Ş.'nin ceza almadan kurtulacağı ortaya çıktı.
Savcı Dalgalı, Ahmet Ş. hakkında, "meşru müdafa sınırının aşılması suretiyle ölüme neden olma" suçunu yöneltti. Türk Ceza Kanunu'nda, söz konusu maddede, "Kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez" deniliyor.

Sınır aşılmışsa da ceza yok

Kanuna göre meşru müdafa sınırı aşılarak öldürme suçu işlenmişse sanığa 1.5 yıldan 5 yıla kadar ceza verilebiliyor.  Ancak yine kanuna göre meşru müdafa sınırının aşılması, "mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise" faile ceza verilmiyor.
Savcılığın da Sarısülük'ün vurulmasını "meşru müdafa" kavramıyla açıklaması nedeniyle Ahmet Ş. bu suçlardan dava açılırsa ceza almaktan kurtulacak.

Alkışlarla protesto ettiler

Ahmet Ş., ifadesinde, 2011'den bu yana polis olduğunu, memurluğa çevik kuvvette başladığını, olay günü de 16.00'dan itibaren görev aldığını belirterek, özetle şunları anlattı:
"Ben kalkancıydım. Kalkan tutanlara robocop kıyafeti giydirilmez. Güvenpark içerisine girdik. Havuzbaşına geldik. Bizi alkış ve ıslıklarla protesto ettiler. Havuz başında ben ve kalkancı arkadaşlar başa geçtik. Buraya geçince Ziya Gökalp, GAMA ve metro yönünden üzerimize taş, demir, bilye, torpil yağmaya başladı. Kalabalık gösterici grubu bize saldırdı. Güvenpark içerisindeki grup da bize saldırmaya başladı. Düz hat şeklinde konuşlanmıştık. Saldırı başlayınca oval dizildik. Grup içerisinden bazıları kalabalığı tahrik edip bize saldırmalarını sağlamaya çalışıyordu. Küfür ediyorlardı. Cam bariyerlerin arkasından sapanla bilye atanlar vardı. Dikkatimi atılan cisimlere vermiştim. Kalkanı diz kapağı hizasında tutmamız gerekiyordu. Bu defa ayaklarımıza taş atmaya başladılar. Bir ara birlik amirinin 'böyle olmuyor efendim' diye anons geçtiğini duydum. Bize iyice yaklaştılar. Yakın mesafeden taş ve demir atıyorlardı. Flamaların sopalarıyla vuruyorlardı. Birlik amirimiz çekileceğimizi söyledi. Kalkanla siper olup arkadakilerin çekilmesine yardımcı olduk. Mesafe iyice azaldı. Kalkanları her yöne çeviriyor, geri geri gitmeye çalışıyorduk. Beton koltuklar çekilmemize engel oldu. Polislerin bir kısmı yere düştü...Bu defa bize tekmelerle vurmaya başladılar.

Silah düştü

Bir ara 'silah düştü' denildiğini duydum. Ancak hangi arkadaşımızın silahının düştüğünü görmedim. 4-5 kalkancı polis park içinde kalmıştık. En son biz çıkıyorduk. Parkla kaldırım arasında yarım metre yükseklik vardı. Bu sırada bir gösterici tekme attı. Kalkan parka düştü, ben de kaldırım üzerin düştüm. Bana taş atıyorlardı. Sırt üstü düştüm. Ayaklarım Güvenpark tarafına bakıyordu. Solumdaki bir göstericinin bana yöneldiğini gördüm...Beni öldüreceklerini düşündüm. Parkın içerisinden gelen ve üzerime taş atan göstericileri görünce 'işim bitti' dedim. Kaçmak için bana hamle yapan göstericiyi uzaklaştırıp fırsat yaratmak istedim. Doğrulup öne hamle yaparak tekme ile vurdum. Hızlı davranıp tekme ile vurmasam, yanıma gelip kalkmamı engelleyerek linç edilmemi sağlayabilirdi. Bundan korktum. Ona tekme atınca diğer gösterici grubu gördüm. Cephemde duruyorlardı ve taşla geliyorlardı. Tekmeyle vurduğum gösterici yakın mesafeden taş attı. Yerden kalkarken biraz önce bahsettiğim korkularla silahımı çektim. Ancak mermiyi namluya sürmemiştim. Linç edileceğimi düşündüm. Kaçmak için fırsat yaratmak için de namluya mermi sürdüm. Bunu yaparken namluyu yere doğru tuttum. Daha sonra namluyu omuz hizamın üzerine kaldırdım ve havaya ateş etmeye başladım. Bir taraftan ateş ederken, bir taraftan geri doğru adım atarak uzaklaşmaya çalışıyordum. Ateş ederken taşlar vücuduma isabet ediyordu. Toplam 3 el ateş ettim. Sonra da koşarak uzaklaştım. Ateş ederken gruptan bir miktar uzaklaşmayı başarmıştım. Kaçarken de bana taş atmayı sürdürdüler. Hatta belime taş isabet etti. Ateş ettiğimde birinin yaralandığını fark etmedim. Çevik kuvvet ekibinin yanına gittim. Yaralandığım için ambulans çağırdılar. Hastaneye gittim. 22.00'ye kadar tedvim sürdü. 16 günlük rapor verdiler. Yaralarımın fotoğrafını da çektim.

2 gün sonra öğrendim

Ateş ederken birinin yaralandığını televizyondan olay görüntüleri yayınlanınca öğrendim. Kimseyi hedef alarak ateş etmedim. Tek gayem, linç edilip öldürülmekten kurtulmaktı. O ortamda alınması gereken tedbirleri aldım. Uyarı atışı yaparken dahi gösterici grup bana saldırılarını sürdürdü. Görevim gereği orada bulundum. Havaya ateş etmeseydim gösterici grup beni linç edecekti. Ateş ederken vücuduma taşlar isabet etti. Ateş etmeye başlamadan önce de isabet etti. Üzerimde sadece koruyucu olarak kask vardı. Ayrıca aynı bölgede bir polis memurunun silahı alınarak linç edilmek istenmiş.

Hayatını kaybettiği için üzgünüm

Ben göstericilerin hiçbirini tanımadığım gibi Ethem Sarısülük'ü de tanımam. Hayatını kaybettiği için üzgünüm. Baha silah kullanılmasıyla ilgili özel bir talimat verilmedi. Olay sırasında kanunun tanıdığı silah kullanma yetkisinin doğduğu kanaatindeyim.

Polis ileri hamle yaptı

Olay görüntülerini çeken Kanal D Kameramanı Hakan Dikiciler ise savcılıktaki ifadesinde "Parktan en son çıkan 7-8 kişilik polis grubuna taş ve cisimler atarak saldırıyorlardı. Bir polisin ileri hamle yaptığını gördüm. Kameramı çalıştırıp çekime başladım. Bu polis önce bir göstericiye tekme attı. Daha sonra silahın namlusuna mermi sürdü. Daha sonra da elini kaldırarak havaya 3 el ateş etti ve kaçtı. Ateş ederken geriye doğru çekiliyordu. Kimseyi hedef almadı. Ateş sırasında göstericilerden biri yere düştü. Ben silah çektiğini görmedim. Kayda başladığında elinde silah vardı. Park içerisinden nasıl çıktığını, yere düşüp düşmediğini de görmedim. Parktan çıkarken telefon kulübesinden atlayıp düşenler oldu ama onlardan biri mi bilmiyorum. Sonradan kaydı izlediğimde 3. ateş sırasında Sarısülük'ün vurulduğunu anladım."

Faili meçhul kalacaktı

Savcının ifadesine başvurduğu grup amirinin söyledikleri ise kamera görüntüleri olmasa cinayetin faili meçhul kalacağını ortaya koydu. Grup Amiri S.G., ifadesinde, hiçbir polise ateş emri vermediğini ancakm olaydan sonra bir memurun ateş ettiğini öğrendiğini, olay sırasında da 3 el silah sesi duyduğunu kaydetti. Ancak polisin, ateş edenin bir çevik kuvvet polisi olduğunu bilmesine rağmen bu durumu savcılığa bildirmediği anlaşıldı.
Bu nedenle, görüntüler açığa çıktıktan ve olaydan 6 gün geçtikten sonra olay yeri inceleme yapılabildi. İnceleme talimatını ise savcılık verdi. Savcılık ise Sarısülük'ün avukatlarının görüntüleri teslim etmesiyle harekete geçti.
S.G.'nin ifadesinde ayrıca göstericilerin, "Kızılay'ı istila ettik, sıra Başbakanlık'ta" diye slogan attığını iddia ederken, olaylardan sonra "görev dönüş raporunda" olan bitenleri yazdığını söyledi.

Gözaltına alınmışlar

Sarısülük'ün ailesi ve avukatları dün mahkeme kararıyla ilgili bir basın toplantısı yaptı.
Avukatı Kazım Bayraktar, "Ethem yargı tarafından cüretkar bir kararla ikinci kez katledilmiştir" diyerek, şunları söyledi:
"Keşif yapıldı, tanıklar dinlendi. Hepsi polisin hedef gözeterek ateş ettiğinin kanıtı. Olaydan sonra 15 gün kimliği açıklanmadı. Savcı kimliği açıklandığından 1 hafta sonra ifadeye çağırdı. Mahkeme kararında polisin kendisini savunduğu yalanları gerekçe gösterdi. Bilirkişi görüşündeki merminin sekmeden doğrudan ateş dildiği tespiti gerekçede yoktu. Görüntülere polis önce kalkanı yere bırakıyor, gruba doğru koşuyor. Yerde yatan birine tekme atıyor. Daha sonra önce göstericilere sonra havaya sonra yeniden göstericilere ateş ediyor. Ama görüntülerde taş darbesine şahit olmadık.
Hükümet polisi korudu ve yargıda da bu politika devam etti. İktidarın polisi koruması yargıda karşılığını bulmuştur. Yargıç vicdana saygısızlık etmiştir. Bu nedenle kimse yargının verdiği karara saygı beklemesi. Bundan sonra hukuk yollarını adalet beklentisiyle değil, adaletsizliği teşir etmek için kullanacağız. Bu davanın yargıcı Türkiye ve dünya haklarıdır."
Bayraktar, Sarısülük'ün vurulma anına şahit olan iki kişinin dün yapılan operasyonla gözaltına alındığını belirterek, "Soruşturma kapsamında bu kişileri 'tanık' olarak dinletecektik. Ancak gözaltına alındılar. Bizim kaygımız, diğer tanıkların da gözaltına alınmasıdır" dedi.
KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mevlüt Çakmak da Sarısülük'ün kaskının silahının, yeleğinin olmadınığını belirterek, "Bu durumda meşru müdafaadan söz edilemez" diye konuştu.

Serbest bırakan da suçlu

Sarısülük'ün kardeşi İkrar Sarısülük, "Hukuk ve adalet ayaklar altına alınmıştı. Şimdi ise yerin dibine girmiştir. Kanıtları incelemeden hakim karar vermiştir. Serbest bırakan da kardeşimi öldüren polis kadar suçludur" dedi.

İtiraz bugün

Dalgalı'nın tutuklanmasını istediği polis memuru hakkındaki serbest bırakma kararına itiraz için 7 günlük süresi bulunuyor. Dalgalı'nın bu süre içinde itiraz edip etmeyeceği önümüzdeki günlerde belli olacak. Sarısülük'ün avukatlarının ise polis memuru hakkındaki serbest bırakma kararına bugün itiraz edecekleri öğrenildi. İtirazı, bir üst mahkeme olan nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi değerlendirecek.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme