16 Haziran 2013 Pazar

"Tayyip Dayanışma Grubu"

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU
(gokcer.tahincioglu@milliyet.com.tr)

Arabalar ağır ağır ilerliyor. Günlerdir sokakları kaplayan yazılara benzemeyen adressiz ama herkesin adresini bildiği uyarı levhaları:
"Miting alanına gider."
Ak Parti'nin Taksim protestoları nedeniyle yapmayı kararlaştırdığı ilk "Milli İradeye Saygı" mitingi.
Burası Sincan.
28 Şubat'ta tankların yürüdüğü, belediyenin düzenlediği Kudüs Gecesi nedeniyle Refah Partisi'nin hedef haline geldiği, cumhuriyet yürüyüşlerinin yapıldığı, Milli Görüş'ün kalesi, özel araştırmalara konu olan bir "mağduriyet" ilçesi.
Ak Parti için her şeyin başladığı yer.



Çarşı'ya da mesaj

Günlerdir yapılan kitlesel gösterilerin aksine, ne olursa olsun gaz yemeyeceğimizden emin, meydana giriyoruz.
Ak Parti teşkilatı hazırlıklı, bütün binalar Taksim'e mesaj gönderen afişlerle donatılmış:
"Oy'un büyük Türkiyem", "Kuran, bayrak, vatan, işte adam gibi adam", "Ak kadrolar cezbeder, faiz lobisi felç eder."
Bir selam da Çarşı'ya:
"İnönü'yü park yapalım, adını Çarşı koyalım."
Kalabalığın dilinde tek bir slogan, aralıklarla tekrarlanıyor:
"Türkiye burada çapulcular nerede."
Hemen arkamdaki kalabalıktan mırıltılar yükseliyor:
"3-5 kişinin lafı mı olacak, iktidarın lafı mı olacak?", "Camiye bile saygıları yok", "Polise neler yaptılar."
Kürsüden coşkuyu artırmaya yönelik anonslar:
"Elleri görelim, Galatasaraylılar kaldırsın, Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar, üniversiteliler, kadınlar, erkekler. İşte millet bu."
Bir anons daha:
"Menderes'i astılar, Özal'ı zehirlediler, Erbakan'a zulmettiler, Yazıcıoğlu'nu yok ettiler. Milletin adamı Erdoğan'ı yedirtir miyiz?"
kalabalık coşkuyla bağırıyor:
"Yedirtmeyiz."

Nazım'cı Ülkücüler

Başbakan, 45 dakika gecikmeli geliyor meydana. O gecikme, "40 araçlık MHP konvoyu destek için başbakanımızın yolunu kesti" diye açıklanıyor kalabalığa.
Başbakan'ın konuşmasının en hararetli yerinde, o "ülkücüler" çıkıyor kalabalığın arasından. Ellerinde Erdoğan'ın fotoğraflarının yer aldığı devasa pankartlar:
"Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa."
Kendilerini Nazım Hikmet'in dizeleriyle ifade eden, pankartlarında "Ülkü Ocakları" yerine "Etimesgutlu Bozkurtlar" yazan, milli dava nedeniyle Erdoğan'a destek verdiklerini söyleyen, "Dik dur eğilme, ülkücüler seninle" diye bağıran "mozaik" bir ülkücü grup.
Başbakan, nasıl oyunların oynandığını, nelerle mücadele ettiğini, bunların hesabının nasıl sorulacağını kararlılıkla açıklarken, beyaz kağıtlar dağılıyor bir anda meydanda:
"Tayyip Dayanışma Grubu."
Twitter'a özel örgütlenmiş bir grup.
Kağıtlarda: "Tencere Kemal", "Bu daha başlangıç", "İlk seçimde sandığın sesini dinleyeceksiniz" başlıkları göze çarpıyor.
Her şey fazlasıyla profesyonel.
Balonlar, yağmurluklar, bayraklar, ses düzenleri, anonslar, kitle yönetimi.
Başbakan'ın da Gezi Parkı eylemcilerine son sözüyle çınlıyor meydan:
Dağıldınız dağıldınız; yoksa...
Kalabalık, sesini Sincan meydanından duyurmaktan memnun.
Miting meydanını dolduran, "meşru ve mağdur" kalabalık henüz dağılmışken, dağılmayacak bir sis bulutu Taksim'in ve Gezi Parkı'nın üzerinde gezinmeye başlıyor.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme